
everyday can be like that. no problem..
ben bugün ıpıslandım.
oturmuş ankara'ya tepeden bakıyodum, bi anda üstümde şimşekler çaktı.
saçlarım bile havayı görüp gri olmaya razı olmuştu ki; yağmur üstüme yağdı.
tam olarak üstüme yağdı. evet.
öyleki; bir yere girsem bulut da ardımdan girecekti sanki,
''anlaşılan'' dedim başımı kaldırıp bulutlara,
''bugünkü göreviniz bu: kate iç çamaşırlarına kadar ıslatılacak!''
sonra usul usul yürüdüm hiç itiraz etmeden,
önce saçlarım yüzüme yapıştı,
sonra eteğimden sular damladı,
ardından ayakkabılarım..
sonra bi amca şemsiye diye bir aletin varlığından haberimin olup olmadığı konusunda endişelenmiş olacak ki acıyarak baktı yüzüme,
ben şemsiye kullanmam diyemedim..
amca yılmadı, çantamdan da sular damladığı için telefonum mp3üm falan bozulmasın diye gitti poşet buldu,
ama onlar zaten ıslaktı ve benim üzerimde onları kurulayabileceğim 1 santimetrekarelik bile kuru yer yoktu,
ona da çare buldu, aldı kendisi kuruladı,
kurularken telefonumun ekranına bakmasın diye dua ederken ben,
o çoktan görmüştü telefonumun ekranında büyük harflerle yazdığım ''BOK'' yazısını..
içimden ''be calm..'' dedim: ''everything will be allright.''
bozuk paralarım yere saçıldığındaysa yalnızca güldüm.
sonra gittim bi çikolata aldım
ve yerken oturup dedim ki başımı kaldırıp;
''iyiydi.. bende iyiyim. don't worry.''
ve sonra şu şarkıyı söyleyip gülümsedim.
oturmuş ankara'ya tepeden bakıyodum, bi anda üstümde şimşekler çaktı.
saçlarım bile havayı görüp gri olmaya razı olmuştu ki; yağmur üstüme yağdı.
tam olarak üstüme yağdı. evet.
öyleki; bir yere girsem bulut da ardımdan girecekti sanki,
''anlaşılan'' dedim başımı kaldırıp bulutlara,
''bugünkü göreviniz bu: kate iç çamaşırlarına kadar ıslatılacak!''
sonra usul usul yürüdüm hiç itiraz etmeden,
önce saçlarım yüzüme yapıştı,
sonra eteğimden sular damladı,
ardından ayakkabılarım..
sonra bi amca şemsiye diye bir aletin varlığından haberimin olup olmadığı konusunda endişelenmiş olacak ki acıyarak baktı yüzüme,
ben şemsiye kullanmam diyemedim..
amca yılmadı, çantamdan da sular damladığı için telefonum mp3üm falan bozulmasın diye gitti poşet buldu,
ama onlar zaten ıslaktı ve benim üzerimde onları kurulayabileceğim 1 santimetrekarelik bile kuru yer yoktu,
ona da çare buldu, aldı kendisi kuruladı,
kurularken telefonumun ekranına bakmasın diye dua ederken ben,
o çoktan görmüştü telefonumun ekranında büyük harflerle yazdığım ''BOK'' yazısını..
içimden ''be calm..'' dedim: ''everything will be allright.''
bozuk paralarım yere saçıldığındaysa yalnızca güldüm.
sonra gittim bi çikolata aldım
ve yerken oturup dedim ki başımı kaldırıp;
''iyiydi.. bende iyiyim. don't worry.''
ve sonra şu şarkıyı söyleyip gülümsedim.
cv'ye bile yazılır.
merhaba ben kate;
hostes olmak isteyen bir kuzenim,
manken olmak isteyen bir kardeşim
ve durmadan aşure pişiren bir annem var.
everything is allright.
hostes olmak isteyen bir kuzenim,
manken olmak isteyen bir kardeşim
ve durmadan aşure pişiren bir annem var.
everything is allright.
masal
düşününki sevdiğiniz adam da sizi seviyor(muş) gibi davranırken onun zaten bir kız arkadaşı varmış,
ve bigün size gelip o kızla bitti demiş, zaten çoktan bitmişmiş(!)..
sizin için o anda bunlar zaten sorun değilmiş, elinizde paramparça olan bişeylerle uğraşıyormuşsunuz zaten; kalbiniz gibi..
ve artık ne istediğini bildiğini söylemiş size..
bu sefer sahiden de doğru söylüyor gibiymiş(!) ve siz (yine) inanmışsınız..
ama zaten zamanla görmüşsünüz; ne istediğini bilen haliyle bilmeyen hali arasında bir fark yokmuş..
misal sonra da arkadaşından; bu yaz o kızla amerikaya gideceğini öğrenmişsiniz..
aradaki adam sizin de arkadaşınızmış ve diğerine ağzınızı açıp tek kelime edememişsiniz duyduklarınızla ilgili..
ve siz bunları bilmiyormuş gibi davranıp bu konuyu son kez açtığınızdan beri,
adam sanki herşeyi mahveden sizmişsiniz gibi davranıyormuş falan mesela..
hani mesela diyorum,
olabilir yani,
hayat neticede.
benim başıma da gelebilir.. (!)
bulutların en çok şu halini sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?..
ve bigün size gelip o kızla bitti demiş, zaten çoktan bitmişmiş(!)..
sizin için o anda bunlar zaten sorun değilmiş, elinizde paramparça olan bişeylerle uğraşıyormuşsunuz zaten; kalbiniz gibi..
ve artık ne istediğini bildiğini söylemiş size..
bu sefer sahiden de doğru söylüyor gibiymiş(!) ve siz (yine) inanmışsınız..
ama zaten zamanla görmüşsünüz; ne istediğini bilen haliyle bilmeyen hali arasında bir fark yokmuş..
misal sonra da arkadaşından; bu yaz o kızla amerikaya gideceğini öğrenmişsiniz..
aradaki adam sizin de arkadaşınızmış ve diğerine ağzınızı açıp tek kelime edememişsiniz duyduklarınızla ilgili..
ve siz bunları bilmiyormuş gibi davranıp bu konuyu son kez açtığınızdan beri,
adam sanki herşeyi mahveden sizmişsiniz gibi davranıyormuş falan mesela..
hani mesela diyorum,
olabilir yani,
hayat neticede.
benim başıma da gelebilir.. (!)
----o----
bulutların en çok şu halini sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?..
böyle şeyler işte.
-kendimi ortadan ikiye ayırsam birinin diğerini mutlaka öldüreceğini söylemiş miydim?
tek bir tane gülşah istiyorum. ''bir'' tane. çok değil.
tanrı aşkına
biri
beni
vursun
ve
bitsin
bu
iş.
tek bir tane gülşah istiyorum. ''bir'' tane. çok değil.
tanrı aşkına
biri
beni
vursun
ve
bitsin
bu
iş.
tak tak.
bugün düşündüm de,
takıntılarını takıntı yapan bir insanın blogunu okuduğunuzu bilmeye hakkınız var.
takıntılarını takıntı yapan bir insanın blogunu okuduğunuzu bilmeye hakkınız var.
sulugöz
artık sulugöz çiğnediğimde gözlerim yaşarmıyor.
gerçi bazen de gözlerimi sımsıkı kapatıyorum, gözyaşım yine de çıkacak bi delik buluyo gözümden ama olsun o sayılmaz.
bence ben artık büyüdüm.
-ümit sence?
gerçi bazen de gözlerimi sımsıkı kapatıyorum, gözyaşım yine de çıkacak bi delik buluyo gözümden ama olsun o sayılmaz.
bence ben artık büyüdüm.
-ümit sence?
sınayınca..
çok ısınınca çalışmayı durdurur ya hani bazı saç kurutma makinaları.. hıh işte aynen öyleyim.
düşünmeye başlıyorum ve ''trinkk!!'' duruyo beynim..
düşünmeye başlıyorum ve ''trinkk!!'' duruyo beynim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

