salıncak

çarşafımı denizlere seremediğimden oluyo bütün bunlar; yastığımı dalgalara koyamadağımdan..

ve sen sevgili kurabiye,
gökkuşağı sadece gökyüzünde olur sanarken ve yağmurlar hala yatağına yağmazken şunu asla unutma:
ağrı kesicilerin bile fayda etmediği bir zamanda yaşıyoruz.

K.K.K.* ironisi

küçük domatesleri doğrarken bi hoş oluyorum ben; ayrıca dünya boşluk korkusundan oluşmuş olabilir ama ben ölmeye doğmadım.

-bu ikisi bilinsin istiyorum ben ölmeden.

bide vodoo bebeğim kimin elindeyse biraz daha nazik davranabilir mi acaba rica etsem?

sunshine

şal-la-la-la-la-la-la-laaa.
evlencem ki ben.

turuncu-gil.

turunçgil deyince portakal falan değil de; ne biliyim efendim havuç olur, turp olur falan.. öyle şeyler gelmiyo mu sahi sizin de aklınıza?
hadi tamam bendeki bu durum, benim bilmem kaç yaşıma kadar havucu turunçgil sanmamdan kaynaklı olabilir,
ama napiim turunçgil deyince böyle ısırınca katur kutur ses çıkaran (bknz: havuç) sebze meyve efekti gidiyo benim beynime. (?)
şimdi suç benim mi yani..

-havuç da bir turunçgil olsun nolur!

(hatırlatma: ben sizin portakala turunçgil demenize bişey demiyorum.)

laa laa laaaa
la la laaa
laa laa laaa laa laaa...

küçük bir martı bu canıtın

duvarda kirpiğimin gölgesini gördüm ben az önce.
~~~
duvarlara bi bakın lan; sonsuzluk var herbirinde..
~~~
çok iyiyim ben.
~~~
yalan söyledim. çok da iyi değilim.
~~~
azıcık çarpıntım var.*

*geçer ki hemen..

insan kendine rağmen yaşamayı bilmeli bazen*

su bardağıyla çay içmek,
çay içiyorum diye su içmek,
çıldırmış gibi birsürü topuklu ayakkabın olmasını istemek,
deodorantı serinlemek amacıyla kullanmak,
dünyada (pes)pembe kot pantolon giyen en az bir erkek olması ve bu görüntüye maruz kalmak,
çıplak ayak karda yürümek dışında hiçbişey yapmak istememek,
tüm bunlar bi kenarda olup biterken, hala matt costa'nın mr.pitiful klibindeki haliyle eşdeğer bi sevgilinin olmaması (ki kesinlikle en acısı bu),
ve regl dönemi diye bişeyin olması: ve çikolata ve sıcak su torbası ve gülmek ve ağlamak ve karın ağrısı ve ağrıyla gelen mide bulantısı ve kusmak ve uyumak devamlı..

-gidin ve bir tane elma yiyin.


godot'yu beklerken*


yağmur dediğin böyle yağmalı azizim;
yağdı mı hıphızlı atmalı kalp, dindi mi durmalı...


elem ve gratel

sol gözümün alt kapağı seğiriyor günlerdir. ''elem ve kedere'' işaretmiş öyle diyorlar.
pehh..
bide böyle bişey var düşünsene: ''elem ve keder''; ''hanselle gratel'' gibi aynı.
o değil de olası bir cinayet halinde bile yine herşey benim aleyhime olur eminim.
bidahaki sefere María Elena gibi eline silahı aldıktan sonra o meydana çıkıp da bağır çağır ateş etmeyen vicky gibi olsun..
''kronik tatminsiz''ler sizi..


off hepsi bi kenara da yaz gelsin artık!
güney yarım küre hep kış olsun diyenler elimeee mum diksiiin!..