mause'um bozuk. burayı klavyeyle açana kadar neler çektim bilemezsin.. ahh tanrım neyseki açabildim(!).
bugünün tarihini unutmayayım diye bunları yazmalıyım gençler. ben bugün sabah sekiz buçukta olan devletler umumi hukuku dersime sekizi çeyrek geçe gidip (ben sekiz buçuktaki derslere gitmem de pek, hele ki ders devletler umumi ise öğleden sonra bile girmem.), kürsünün karşısındaki sıraya oturup ders dinledim. evet yaptım bunu. içimden geldi.
sonra işte öğlene doğru canım çocuk aspirini istedi,
ve marş edasıyla başlayıp ''lovee lovee love'' diye devam eden ''all you need is love'' şarkısını duyunca küfredip değiştirdim şarkıyı.
sonra işte kendi kendime düşündüm ve dedim ki; ''gülşah.. belki de turgenyef'in klara miliç kitabını hiiiç okuyamıcaksın..''
-sonra da dolunay çıktı ve gün bitti.
hey mambo
keşke adı ''heymambo'' olan ve sadece limonata içinde yüzebilen bi balığım olsaydı ne güzel olurdu diğğmi..
limonata yapardım ben ona hep,
böyle salına salına yüzerdi içinde. evet salına.
limonata yapardım ben ona hep,
böyle salına salına yüzerdi içinde. evet salına.
i want to eat everything.
sevincinden 5 günde 3 kilo verip, sinirinden 3 günde 5 kilo alan bi insanım ben. sinirlendirmeyin lan beni, sevindirin habire; jelibon falan alın, ya da bi tabak vişneyle kapımı çalın..
..neyse şuan yemek yemem lazım, bella ciao!
..neyse şuan yemek yemem lazım, bella ciao!
''karadeniz''
şey.. ben geldim de. böyle klavyeye yapışık yazıyorum şimdi bunları. çok yorgunum. azcık uyucam 12-13 saat kadar..
gezi yazısı falan yazmıcam lan korkmayın. o kısmı da bana kalsın istiyorum hem..
sadece şunu söyleyeyim, bir türkü varya hani ''hey gidi karaaadeeeniiz... dooldii da taaşamadii..'' diye, işte ordaki ''karadeniz'' benim aslında. evet.
-bu haftasonu adımı soranlara ''karadeniz'' dedim ben içimden.
gezi yazısı falan yazmıcam lan korkmayın. o kısmı da bana kalsın istiyorum hem..
sadece şunu söyleyeyim, bir türkü varya hani ''hey gidi karaaadeeeniiz... dooldii da taaşamadii..'' diye, işte ordaki ''karadeniz'' benim aslında. evet.
-bu haftasonu adımı soranlara ''karadeniz'' dedim ben içimden.
az sonra gitcem de; ben burayı çok seviyorum lan!
***geçen şeyi hatırladım; ben fuşya diye bi renk olduğunu istop (bu aslında istop değilmiş, stop'tan geliyomuş, zaman içinde söylene söylene istop olmuş. evet.) oynarken öğrenmiştim küçükken. ''fuşyaaa!'' diye bağırdı biri ve koşmaya başladı ve ben öylece baktım evet.
***trabzonda ne işim mi var, hiç bi işim yok, o yüzden oraya gidiyorum. kendimi sümela'dan atıp gelcem, belki bide ayder yaylasında çığlık atarım.. artık nasıl gelirse içimden.
***kaç gündür netim kesikti benim. evet su kesmeye gelir gibi, gelip netimizi kestiler bizim. 4 aydır fatura ödemeyi unutan anneme burdan kokulu öpücükler..
***ımm.. başkaa, başka.. (gözlerinitavanadikerekdüşünengüzelkızefekti) hıh! geçenlerde yatağıma ice tea döküldü, işemişim gibi duruyor.
***su geçirmeyen mp3, kulaklık vs. yapsalarda banyoda eğlensek ne güzel olurdu diye düşünmeden edemiyorum.
***para mutluluk getirir. (ve topuklu ayakkabı da.)
***''allahtan b12'im düşük de herşeyi çok kolay ve çabuk unutabiliyorum.'' dedim bide ben geçen. (bknz: b12 vitamini eksikliği yorgunluk, sinir ve UNUTKANLIK yapar.)
***şimdi oje sürcem. bide gidiyorum. öptüm.
***trabzonda ne işim mi var, hiç bi işim yok, o yüzden oraya gidiyorum. kendimi sümela'dan atıp gelcem, belki bide ayder yaylasında çığlık atarım.. artık nasıl gelirse içimden.
***kaç gündür netim kesikti benim. evet su kesmeye gelir gibi, gelip netimizi kestiler bizim. 4 aydır fatura ödemeyi unutan anneme burdan kokulu öpücükler..
***ımm.. başkaa, başka.. (gözlerinitavanadikerekdüşünengüzelkızefekti) hıh! geçenlerde yatağıma ice tea döküldü, işemişim gibi duruyor.
***su geçirmeyen mp3, kulaklık vs. yapsalarda banyoda eğlensek ne güzel olurdu diye düşünmeden edemiyorum.
***para mutluluk getirir. (ve topuklu ayakkabı da.)
***''allahtan b12'im düşük de herşeyi çok kolay ve çabuk unutabiliyorum.'' dedim bide ben geçen. (bknz: b12 vitamini eksikliği yorgunluk, sinir ve UNUTKANLIK yapar.)
***şimdi oje sürcem. bide gidiyorum. öptüm.
kate orange yapım gururla sunar: windows tarlası

şimdi bizim evin önünde böyle kocamaaaan bi yeşil alan var ama aynı şey gibi, şu yukarıdaki windowsun masaüstü arka planı varya, aynısı. ama bildiğin aynı böyle.
işte cumartesi günü ben sıkıldım falan aldık başımızı gittik oranın en tepesine. bilirsin işte uğurböcekler, güneş, ot falan. huzur. fotoğraf..
bu güzel kız çocuğu benim kardeşim..

bu da buzdan hayaller filminde Noi'nin babannesi ve babasının üzerine bi kazan kanı boşalttığı sahne.
işte sonra bu güzel kız da ben.
silgi
hepiniz bi zaman bi yerlerde silginizi kaybettiniz ve hiçbiriniz bir silgiyi sonuna kadar kullanıp bitiremediniz, biliyorum.
peki milyonlarca silgi kaybolup nereye gidiyor hiç düşündünüz mü?
ben hep düşündüm.
hepsi ortadan kaybolup yeraltında bi yerde toplanıyorlarmış mesela..
ayinler, kaybolan silgiye kaybolabilmiş silgi ünvanı vermek için tören yapıyolarmış misal kendi aralarında.
hatta kaybolarak sahibini çıldırttıysa bir üst rütbeden başlıyolarmış falan.
(+neye başlıyolarmış?
-tanrı aşkına tabikide yavru silgilere kaybolabilme sanatını öğretmeye! başka ne olacağını zannediyorsun!?.)
diyeceğim o ki, olması gereken yerde değilse silgin; unut-gitsin. düşme peşine.
yani nereye gitmiş olabilir ki, az önce burdaydı, en fazla yere düşmüştür deyip, sonra da yerleri ara tara tırım tırıs hokus pokus abra kadabra..
gerek yok bunlara.
sen bunları söylerken o çok uzaklarda olacak mütemadiyen.
iyi ama nerde bu silgi? serzenişleri vs..
gelmeyecek bilesin.
o iyi olacak.. merak etme.
ve son olarak şunu da bilmelisin: o, dostlarının yanındayken, senin yanında olduğundan daha mutlu oluyor.
şimdi git ve ağla bi köşede.
bir silgiye bile sahip çıkamazken gelmiş bunları okuyosun bide utanmadan.
peki milyonlarca silgi kaybolup nereye gidiyor hiç düşündünüz mü?
ben hep düşündüm.
hepsi ortadan kaybolup yeraltında bi yerde toplanıyorlarmış mesela..
ayinler, kaybolan silgiye kaybolabilmiş silgi ünvanı vermek için tören yapıyolarmış misal kendi aralarında.
hatta kaybolarak sahibini çıldırttıysa bir üst rütbeden başlıyolarmış falan.
(+neye başlıyolarmış?
-tanrı aşkına tabikide yavru silgilere kaybolabilme sanatını öğretmeye! başka ne olacağını zannediyorsun!?.)
diyeceğim o ki, olması gereken yerde değilse silgin; unut-gitsin. düşme peşine.
yani nereye gitmiş olabilir ki, az önce burdaydı, en fazla yere düşmüştür deyip, sonra da yerleri ara tara tırım tırıs hokus pokus abra kadabra..
gerek yok bunlara.
sen bunları söylerken o çok uzaklarda olacak mütemadiyen.
iyi ama nerde bu silgi? serzenişleri vs..
gelmeyecek bilesin.
o iyi olacak.. merak etme.
ve son olarak şunu da bilmelisin: o, dostlarının yanındayken, senin yanında olduğundan daha mutlu oluyor.
şimdi git ve ağla bi köşede.
bir silgiye bile sahip çıkamazken gelmiş bunları okuyosun bide utanmadan.
bana özel*
kardeşim dedi ki bugün, ''abla bu şarkıyı adam seni görüp yazmış olabilir mi acaba?..''
duygulandım ben bugün.
hem
de
çok
lan.
duygulandım ben bugün.
hem
de
çok
lan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)