gece, elimde kitap, uyumak üzereyim.
demek istediğim, kitap her an yüzüme kapaklanabilir.
annem olası kapaklanmaları engellemek istiyor olacak ki, yanıbaşımda durmuş saçlarımla oynuyor.
demek istediğim, annem kahküllerimi bir o yana bir bu yana savurup duruyor.
kahküllerimin alnım dışında bir yerlerde durması tabi ki de hoşuma gitmiyor. ama yeterince mayışıkken, kahküllerimi alıp kaçsalar, kaçırılan kahküllerimi umursayacağım konusunda endişeliyim.
annem diyor ki:
''kahküllerini böyle yapınca Fred Çakmaktaş geliyor aklıma.''
...
?
ineniel
''şişme yatağın inme sesiyle uyandırılmak'' diye bir şey var(mış).
düşünün ki şişme yatakta yatan sizsiniz, sabah uykusuna bayılıyorsunuz ve siz yeni doğmuş bebek edasıyla uyurken, 30lu yaşlarında bir adam (adamın yaşına dikkat edelim lütfen), yattığınız yatağı indirmeye başlıyor.
düşünün ki şişme yatakta yatan sizsiniz, sabah uykusuna bayılıyorsunuz ve siz yeni doğmuş bebek edasıyla uyurken, 30lu yaşlarında bir adam (adamın yaşına dikkat edelim lütfen), yattığınız yatağı indirmeye başlıyor.
gözlerinizi açıyorsunuz,
elektrik süpürgesiyle ev süpürme sesi gibi bir ses,
failin (eğlendiğine dair delil oluşturan) kahkahaları,
ve allah kahretsin, bunların yanında bide o yatak durmadan iniyor!!
mutsuz bir adamı mutlu edebilmek için, kolilenmiş halde bulunan 3000küsur kitabı tek tek kolilerinden çıkarıp kitaplığına yerleştirmeniz gerekiyorsa, size tavsiyem; her şeyi orda bırakın ve koşarak ordan uzaklaşın.
inanın bana her şey belinizin sağlığı için,
adamı öylece bırakın.
bırakın adam mutsuz kalsın.
ama tabi her şeyden, hepsinden önce,
bir şişe şirince şarabına kanmamayı öğrenmeniz gerekiyor.
cici istanbul
gülhane parkında oturmuş, ayrıntılı bir şekilde, çamlıca tepesinden ortaköy'e nasıl teleferik yaptıracağımı anlatırken depremler oluyor.
bazenleri ortaköy trafiğine bacağım girsin istiyorum.
çünkü cehennemin dibinden beşiktaş'a gelip, beşiktaş'tan ortaköy'e bir türlü gelemiyorum.
çünkü ortaköy muş'un bir ilçesi: giden gelmiyor, gelen gidemiyor.
...
bazenleri ortaköy trafiğine bacağım girsin istiyorum.
çünkü cehennemin dibinden beşiktaş'a gelip, beşiktaş'tan ortaköy'e bir türlü gelemiyorum.
çünkü ortaköy muş'un bir ilçesi: giden gelmiyor, gelen gidemiyor.
...
şimdi her şeyi bir kenara bırakalım, ŞEHRİN İÇİNDEN DENİZ GEÇİYOR TANRI AŞKINA.
kendime vapur alacağım.
kadın
36 beden giyen bir insan olarak, çok beğendiğim ve 36 bedeni kalmadığı için, nefes almamayı bile göze alarak 34 bedenini aldığım eteğin içindeyim şu an. nefes almıyorum.
kaburga kemiklerim için endişeliyim.
hapşırmak veya ani bir öksürük sonum olabilir.
ölürsem, etekten öldü dersiniz.
kaburga kemiklerim için endişeliyim.
hapşırmak veya ani bir öksürük sonum olabilir.
ölürsem, etekten öldü dersiniz.
vat vil vi du.
hatta ve hatta,
18:40 sularında kadıköy'de çekilen fotoğrafların hepsinde,
arkada topuklu ayakkabılarıyla kabataş iskelesine doğru koşan kız olarak, alakasız bir şekilde yer alıyor oluşuma sebebiyet veren 18:45 beşiktaş vapuruna bile,
içten içe sevgi besliyor olabilirim.
buyrun,
burdan başlayabilirsiniz yakmaya.
18:40 sularında kadıköy'de çekilen fotoğrafların hepsinde,
arkada topuklu ayakkabılarıyla kabataş iskelesine doğru koşan kız olarak, alakasız bir şekilde yer alıyor oluşuma sebebiyet veren 18:45 beşiktaş vapuruna bile,
içten içe sevgi besliyor olabilirim.
buyrun,
burdan başlayabilirsiniz yakmaya.
iyi akşamlar engin bey. çok güzelsiniz.
10.07.2011-pazar
kahramanlar: okan, gülşah, güleryüzlü doğaç ve ''engin bey''.
.doğaçlama bir günden.
...
5 gibi buluşup bebek'e gidiyoruz.
oltalara takılmadan boğaziçi üniversitesine ulaşmamız gerekiyor.
hisardan aşağısı, denize kadar mezarlık.
hisara çıkıyoruz.bir mezar taşında aynen şöyle yazıyor:
mezarlıktaki tek ses benim sesim,
sesimin vücut verdiği tek cümle bu olunca,
-yapacak daha iyi bir işimiz olmadığından-
gülüşüyoruz.
merdiven ve yokuş yüzünden kesilen soluğumuz neşemize engel değil;
mezarlıkta hoplayıp zıplayan insanlar oluşumuzsa tamamen bizim sorunumuz.
yeterince yüksekte olduğuna kanaat getirdiğimiz bir mezarın kenarına oturuyoruz;
boğaza nazır yatan ölülerin içinde, dikenlerin çizdiği 6 bacak, denize doğru sallanıyor.
çocukken pilot olmak isterdim, şimdi yükseklikten başım dönüyor.
biz engin bey'den konuşup,
gülüşmeye devam ederken,
müzik sesleri eşliğinde bir tekne geçiyor boğazdan.
ironi diyorum, böyle bir şey.
teknede düğün var.
gelini seçebiliyorum,
damat görünmüyor.
...
öldüğüm günün gecesi mezarımın başına gelip havaifişek patlatmazsanız iyi bir ölü olmam.
çünkü öncelikle, her şeyi bir kenara bırakıp,
güzel yaşadığım için bir kutlama yapmanız gerekiyor.
kahramanlar: okan, gülşah, güleryüzlü doğaç ve ''engin bey''.
.doğaçlama bir günden.
...
5 gibi buluşup bebek'e gidiyoruz.
oltalara takılmadan boğaziçi üniversitesine ulaşmamız gerekiyor.
hisardan aşağısı, denize kadar mezarlık.
hisara çıkıyoruz.bir mezar taşında aynen şöyle yazıyor:
''İyi Akşamlar.iyi akşamlar engin bey diyerek geçiyorum önünden.
Engin Onur.''
mezarlıktaki tek ses benim sesim,
sesimin vücut verdiği tek cümle bu olunca,
-yapacak daha iyi bir işimiz olmadığından-
gülüşüyoruz.
merdiven ve yokuş yüzünden kesilen soluğumuz neşemize engel değil;
mezarlıkta hoplayıp zıplayan insanlar oluşumuzsa tamamen bizim sorunumuz.
yeterince yüksekte olduğuna kanaat getirdiğimiz bir mezarın kenarına oturuyoruz;
boğaza nazır yatan ölülerin içinde, dikenlerin çizdiği 6 bacak, denize doğru sallanıyor.
çocukken pilot olmak isterdim, şimdi yükseklikten başım dönüyor.
biz engin bey'den konuşup,
gülüşmeye devam ederken,
müzik sesleri eşliğinde bir tekne geçiyor boğazdan.
ironi diyorum, böyle bir şey.
teknede düğün var.
gelini seçebiliyorum,
damat görünmüyor.
...
G.
öldüğüm günün gecesi mezarımın başına gelip havaifişek patlatmazsanız iyi bir ölü olmam.
çünkü öncelikle, her şeyi bir kenara bırakıp,
güzel yaşadığım için bir kutlama yapmanız gerekiyor.
do as thou wilt!
salonumuzun ortasında 1,5 m²'lik, üzerinde allahın belası Caillou desenleri olan bir çadır var. çok saçma değil mi. evet. evimizde 7 yaşında, akşama kadar o çadırın içinde oynayan bir çocuk olmasaydı çok saçma olurdu hakikaten de.
babalar gününü babamla kapı tamir ederek geçirdim. çekip ittiğimizde kolayca açılıp kapanan o kapılar var ya, işte o kapılar aslında hayvanlar gibi ağırmış lan. kollarım hala ağrıyor. çünkü evimizdeki tek erkek babam. anlıyorsunuz değil mi. sorsalar, sıkışan muslukları açabilen bir genç kız olmayı ben de istemezdim.
dün, 2ay boyunca çalışacağım hukuk bürosunun E5 yolu üzerinde olduğunu öğrendim. patronuma türlü yollardan blöf yapabilmem için verilmiş bir nimet adeta. az para verdiği taktirde ''orospu mu olayım? bu mu istediğin?'' diyebilirim.
ayrıca bugün yine kız arkadaşının kol çantasını taşıyan bir erkek ve erkek arkadaşının böyle şeyler yapmasına müsaade eden bir kız gördüm. bu ikiliyi görünce, ankara sokaklarında serbestçe dolaşan bir kanguru görmüş gibi oluyorum. anlayamıyorum. böyle şeyler neden oluyor. çantanı taşımasına neden izin veriyorsun salak kız? hoşuna mı gidiyor ne oluyor bana da söyle lan merak ediyorum!
ÇOK SIKILDIM AY.
babalar gününü babamla kapı tamir ederek geçirdim. çekip ittiğimizde kolayca açılıp kapanan o kapılar var ya, işte o kapılar aslında hayvanlar gibi ağırmış lan. kollarım hala ağrıyor. çünkü evimizdeki tek erkek babam. anlıyorsunuz değil mi. sorsalar, sıkışan muslukları açabilen bir genç kız olmayı ben de istemezdim.
dün, 2ay boyunca çalışacağım hukuk bürosunun E5 yolu üzerinde olduğunu öğrendim. patronuma türlü yollardan blöf yapabilmem için verilmiş bir nimet adeta. az para verdiği taktirde ''orospu mu olayım? bu mu istediğin?'' diyebilirim.
ayrıca bugün yine kız arkadaşının kol çantasını taşıyan bir erkek ve erkek arkadaşının böyle şeyler yapmasına müsaade eden bir kız gördüm. bu ikiliyi görünce, ankara sokaklarında serbestçe dolaşan bir kanguru görmüş gibi oluyorum. anlayamıyorum. böyle şeyler neden oluyor. çantanı taşımasına neden izin veriyorsun salak kız? hoşuna mı gidiyor ne oluyor bana da söyle lan merak ediyorum!
ÇOK SIKILDIM AY.
benim canım sağolsun!
3-5 tane adamın meydanlara çıkıp birbiri hakkında atıp tutmasının siyaset sanıldığı bir ülkede, aile baskısına dayanamayarak oy kullanmaya gittim bugün. bunu isyan eder gibi söylemiyorum. zerre umrumda değil. ama şimdi bir düşünün. seçim havası dediğimiz bir olay var ve günlerdir sikilmedik beyin bırakmamak için durmadan çalışıyor. bu havadan kendine pay çıkaran, bilen bilmeyen herkes, sosyal medya yoluyla, birbiri hakkında atıp tutan o adamların yerel versiyonları halinde can sıkıyor.
ve ben tabiki canım sıkılsın hiç istemem. o yüzden uzak durup, ağzımı açmamaya gayret gösterdim ama gelin görün ki, o duvarlarım bugün yıkıldı dostlar. oy kullanmaya bile gitmeyecektim normalde ama kıçımı kaldırıp oy kullanacağım okula kadar gitmek, babamla ağız dalaşına girmekten daha kolaydı neticede. büyütülecek bi durum yoktu ortada, sadece ortamın biraz neşelenmesi gerekiyordu hepsi bu;
kırmızı rujumu sürdüm ve çıktım evden.
okula geldim, sandık numarama baktım, 3.kata çıktım, kimliğimi sandık görevlisine verdim ve kabine geçtim.
perdenin ardı benimdi neticede, keyfini sürmeliydim:
hilal kartın helal kart olduğunu bildiğim için, en kırmızılısını Devlet Bahçeli'ye sakladım ve seçim kağıdını elime alıp gözüme kestirdiğim bir kaç partiyi öptüm.
tamam,
aile baskısına dayanamayıp oy kullanmaya gitmiş olabilirim,
ama anarşiğim yani,
bilinsin.
ve ben tabiki canım sıkılsın hiç istemem. o yüzden uzak durup, ağzımı açmamaya gayret gösterdim ama gelin görün ki, o duvarlarım bugün yıkıldı dostlar. oy kullanmaya bile gitmeyecektim normalde ama kıçımı kaldırıp oy kullanacağım okula kadar gitmek, babamla ağız dalaşına girmekten daha kolaydı neticede. büyütülecek bi durum yoktu ortada, sadece ortamın biraz neşelenmesi gerekiyordu hepsi bu;
kırmızı rujumu sürdüm ve çıktım evden.
okula geldim, sandık numarama baktım, 3.kata çıktım, kimliğimi sandık görevlisine verdim ve kabine geçtim.
perdenin ardı benimdi neticede, keyfini sürmeliydim:
hilal kartın helal kart olduğunu bildiğim için, en kırmızılısını Devlet Bahçeli'ye sakladım ve seçim kağıdını elime alıp gözüme kestirdiğim bir kaç partiyi öptüm.
tamam,
aile baskısına dayanamayıp oy kullanmaya gitmiş olabilirim,
ama anarşiğim yani,
bilinsin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)