DO NOT TALK ABOUT FİGHT CLUB

''Bir kaç yara izim olmadan ölmek istemiyorum, diyorum ona. Bozulmamış güzel bir bedene sahip olmak hiçbir şey değil artık. 1955'te oto galerisinin vitrininden çıktığı günkü vişne rengiyle ortalıkta dolaşıp duran o arabaları her gördüğümde içim burkuluyor.''

Chuck Palahniuk/Dövüş Kulübü

Fight Club Pictures, Images and Photos

Chuck, kitaplarından herhangi birini okuyup bitirdiğim anda, başıma bir silah dayayıp beynimin parçalarıyla duvara resim yapar.
bu onun kurallarından biri,
son kelimeyi okuyorum ve: BAM!

Chuck özüme nüfuz eder.

Chuck sürekli olarak beynimin ırzına geçmekten çekinmez.


Chuck'a akıllı olmasını tembihleyemezsiniz, çünkü bilirsiniz ki, o akıllı oldukça siz delireceksiniz.

Chuck neyi neden yaptığını bilmez.
Chuck sizin mükemmel derken neyi kastettiğinizi bilir ve bu yüzden yazdığı adamlara aşık olursunuz.
ve onlara aşık olmaktan vazgeçerseniz, bir daha aşık olamamaktan korkar; bu nedenle onun, beyninizi tekrar tekrar ve tekrar yakmasına izin verirsiniz.
bu böyledir:
Chuck spermlerin ne düşündüğünü merak eder.

Chuck, içinizdeki gitme arzusunu tetikler,

ve siz
hiçbir yere
gidemezsiniz.

~

bu yazdıklarımı okuduğu ve yarın bigün bunu da okuyacağını bildiğim için, ilk kez burdan birine bişey söylemek istiyorum:

erdem,
seni çok sevdiğimi bil.

neriman & ahmet

dünyadaki herkesin, aynı anda, topluca intihar ederek allah'ı şaşırtmasını istiyorum; kıyamet kopamasın. gerçi arada piçlik yapanlar olur tabi kesin. ''hadi ahmet beraber atlayalım bir iki üç'' dedikten sonra, olduğu yerden ahmet'in aşağıya süzülüşünü gülerek izleyen bir neriman kesin olur mesela. o nerimanlardan biri ben de olabilirim tabii; ama ahmetin aşağıya doğru süzülüşünü ''gülerek'' izleyen nerimanlardan olmadığım konusunda size içinizi rahatlatacak şeyler söyleyebilirim isterseniz.

ama hani böyle bişey olsa, bu gerçekten olabilse, allah sırf kıyamet kopsun diye bir Adem daha yaratabilir. adam tanrı sonuçta ve kıyameti koparmak istiyor, neden bir Adem daha yollamasın ama değil mi. hem böylece biz de öldüğümüzle kalmış oluruz, değişik olur yani ne bileyim.

şimdi tekrardan yarattığı, evler arabalar yatlar katlar otlar ve boklarla dolu bomboş bir dünyaya doğacak olan 2.Adem'i düşünün. Havva'yla çocuk yapmadan ölene dek güllük gülistanlık yaşamaları elbette ki tek temennim. ya da sadece aklı selim çocuklar yapacaklarsa ona da bir diyeceğim yok. demek istediğim, yılmaz morgül gibi çocuklar yapmasınlar mesela, yılmaz morgül gibi çocuklar yapacak olan çocuklar da yapmasınlar. böyl.......................................................
..................
...........
..........

TÖBEESSST.
bütün bunlar nerden aklıma geliyor benim lan? nerden geliyor?..şu yazdıklarıma bir bakın hele.

kafam güzelliğinde sınır tanımadığını her geçen gün, değişik değişik açılardan bize göstermese her şey çok başka olabilir ama sanıyorum tanrının benim belamı verme şekli de bu.


*
esen durun.
akıllı olmanız gerektiğini zaten daha önceden öngörmüştüm.

yes she is running.

anlatacak kelime bulamadığım, kelime bulsam cümle kuramadığım her şeyi zamanla, bir bir kendiliğinizden anlayın istiyorum.

onun dışında, sınav haftasında oluşumuz yüzünden gecesi gündüzü belli olmayan biz gençlerin, çarşambaları salı zannetmesi falan taktir edersiniz ki oldukça normal. mesela perşembe günleri de cumadan bahsedeceksek eğer, ''yarın'' demiyoruz, ''cuma günü'' diyoruz. çünkü biz bazı perşembeler, cuma'ya daha bir kaç gün var sanıyoruz.

o yüzden şimdi hazır bugünün cumartesi olduğunun bilincindeyim, gidip balkondan atlayacağım önce, sonra da oturup güzelce ders çalışacağım.

kalabilirseniz,
hoşça
kalmanız dileğiyle.

.diırbasdırayvırs.

son zamanlarda bindiğim bütün otobüslerde 5dk ayakta yolculuk yaptıktan sonra, sürekli olarak sadece en arka orta koltuğun boşalması (?) sonucu oraya oturuyor ve böylece otobüsteki hakimiyetimi tam anlamıyla sağlıyorum. hatta madırfakır stili otobüs süren şoförlerin yaptığı ani frenlemeler neticesinde yerimden hoplayıp, kucağımda tuttuğum kitaplarımın otobüsün koridorunda boydan boya yolculuk yapması dışında, bu şekilde her şeyin kontrolüm altında geliştiğini söyleyebiliriz. kontrol altına alamadığım konular için düğmeye basarak otobüsü istediğim durakta durdurup, inmiyor olmam hakkında ise söyleyeceğim tek şey:

otobüs şoförleri akıllı olsun, çünkü ben öyle istiyorum.
o değil de
bu film aynı bana benziyordu.

gereken önlemler bir an önce alınsın, hayal kırıklığı istemiyorum.

bence 2011 nüfus sayımında ''sokağa çıkma yasağı'' kaldırılmamalı. çünkü aramızda, nüfus sayım memuru olup kaç kişi olduklarını saymak için gideceği bir sonraki eve kadar yürürken, sokağa çıkma yasağı yüzünden bomboş olan sokaklarda istediği gibi hoplayıp zıplayarak avazı çıktığı kadar bağırmak türünden hayalleri olan insanlar olabilir.
tanrı aşkına neden kimse bunları düşünmüyor!?
açık seçik şeyler yazıyormuş burda.