where do the rockets find planets
16 Mayıs 2012
Ah.
"If you keep to fall the floors you'll see that
everything's allright.
Love isn't here, love isn't there
and I keep thinking about the stairs
that take me there into your mind,
where I can experience another life.
And you don't even seem to care,
I'm dying here but it's okay,
it's okay."
30 Nisan 2012
Kırlangıçlar*
farkında olmadan bitmeyen çekirdeği icat etmiş olabileceğim 29 nisan 2012 gününün akşamı, tek sıkıntım, hala bir ATımın olmayışı idi:
Ben: "kesin uyduruyo."
Betül: "uyduruyo ama gitmek zorundayız."
olanla olunmaz.
travmalara tur bindirdiğim günlerin sizlere selamı ve bilmeniz gereken bir şey var; bu yazıyı biten sevginin nereye gittiğini merak edenler için yazıyorum.
oyunun içindeyken düzen nizam nedir bilmediğim için doğaçlamayla sona erdirdiğim her oyun, senaryoya bağımlı kalmanın verdiği güvenden yoksun ve bir o kadar da riskli bir şekilde sonlanıyor. güzel ya da çirkin. iyi ya da kötü. komik ya da değil. her halükarda, süprizleri sevmeyenlerin tahammül edemeyeceği türden oyunlar oynuyorum. senaristlere yaşattığım krizler için özür dilerim, aramız ezelden beri iyi değil. ama izninizle sezar'ın hakkı konusunda bir iki şey söyleyeceğim; eline tutuşturulan metinleri, gelebilecekleri en güzel yere getirdiğinden emin olan, iyi bir oyuncuyum. çünkü basit 1-2 cümle yetecekken, egolar yaralanmasın diye tasarlanıp, kalkan niyetine yazılan sayfalar dolusu saçmalığın gelebileceği en güzel yer, ne yazık ki burası. hatta, mühim olan her şeye mühim değilmişçesine gösterdiğim tepkilerden usanarak ettiğim ilk itiraf da bu olsun; her şey öylesine mühimdi ve benim o kadar çok midem bulanıyordu ki, daha fazla dayanamayıp, çirkinleşeceğimi bile bile dünyanın hatasını yaptım-yapıyorum. ama gelin görün ki, pişman olmama izin vermedikleri her an duyarsızlık kentinde ikamet ediyorum ve şu sıralar, tüm bu olanlar için üzgün olmayışıma üzülmekle meşgulum.
okul hayatınız boyunca kaybedip de bulamadığınız silgileri düşünün, abrakadabra! ararsınız ama asla bulamazsınız hani, az önce ordaydı'lar ama şimdi yok!'lar; biten sevginin nereye gittiğini bilmiyorum ama kaybettiğiniz bütün o silgiler her nerdeyse, onlar da orda bir yerdeler eminim.
gidin ve kendinize bir adet tükenmez kalem satın alın.
-görüşmek dileğiyle.
oyunun içindeyken düzen nizam nedir bilmediğim için doğaçlamayla sona erdirdiğim her oyun, senaryoya bağımlı kalmanın verdiği güvenden yoksun ve bir o kadar da riskli bir şekilde sonlanıyor. güzel ya da çirkin. iyi ya da kötü. komik ya da değil. her halükarda, süprizleri sevmeyenlerin tahammül edemeyeceği türden oyunlar oynuyorum. senaristlere yaşattığım krizler için özür dilerim, aramız ezelden beri iyi değil. ama izninizle sezar'ın hakkı konusunda bir iki şey söyleyeceğim; eline tutuşturulan metinleri, gelebilecekleri en güzel yere getirdiğinden emin olan, iyi bir oyuncuyum. çünkü basit 1-2 cümle yetecekken, egolar yaralanmasın diye tasarlanıp, kalkan niyetine yazılan sayfalar dolusu saçmalığın gelebileceği en güzel yer, ne yazık ki burası. hatta, mühim olan her şeye mühim değilmişçesine gösterdiğim tepkilerden usanarak ettiğim ilk itiraf da bu olsun; her şey öylesine mühimdi ve benim o kadar çok midem bulanıyordu ki, daha fazla dayanamayıp, çirkinleşeceğimi bile bile dünyanın hatasını yaptım-yapıyorum. ama gelin görün ki, pişman olmama izin vermedikleri her an duyarsızlık kentinde ikamet ediyorum ve şu sıralar, tüm bu olanlar için üzgün olmayışıma üzülmekle meşgulum.
okul hayatınız boyunca kaybedip de bulamadığınız silgileri düşünün, abrakadabra! ararsınız ama asla bulamazsınız hani, az önce ordaydı'lar ama şimdi yok!'lar; biten sevginin nereye gittiğini bilmiyorum ama kaybettiğiniz bütün o silgiler her nerdeyse, onlar da orda bir yerdeler eminim.
gidin ve kendinize bir adet tükenmez kalem satın alın.
-görüşmek dileğiyle.
22 Mart 2012
15 Mart 2012
bazen, okulun duvarlarıyla sevişmeyi göze alarak gece yarılarına kadar okulda kalıp ders çalışıyorum. bu söylediğime binaen sende uyanan o "iyi intiba"ya leke sürmeyi hiç istemiyorum, ama 4.senesinde okulun belasını veren çok şeker bir öğrenci olmama rağmen okuldaki popülerliğimin tamamen "olumsuz öğrenci davranışları" üzerine kurulu olduğunu belirtmek zorundayım sevgili burayı okuyan adam. hatta alt devreleri hedef alarak, "bileydim daha iyi örnek olurdum elin piçlerine!" diye bağırışımın koridordaki anlık sessizliklerden birine denk gelmesi sebebiyle bu durumu iyice pekiştirmiş olabilirim. lakin, bu 4 yılın sonunda hayat beni "sikerim okulu sana bişey olmasın!" noktasına getirdiği için gönül rahatlığıyla diyebilirim ki; yapcak bişey yok lan. yapcak bişey inan ki yok. o yüzden sen buraya yazacağım o güzel güne kadar hoşça kalmaya çalışırken ben o salak "yayınla" kutucuğuna basıp burayı terkedeceğim şimdi.
görüşürüz: red hot chili peppers - road trippin'
10 Mart 2012
3 Mart 2012
23 Şubat 2012
oh sweety..
1453 filminin 14:53te vizyona girmiş olmasını "son derece yaratıcı" bulan adamla olmaz.
"onla olmaz bunla olmaz dersen evde kalırsın" diyen kızla olmaz.
bunu söylüyorum, çünkü "o kızla da olur" diyen adamla olmaz.
bazen şöyle şeyler oluyor:
içimden şarkı söylüyorum misal ya da bişey düşünüyorum; birden, kafamın içinde radyo gezme sesi gibi bir ses! hani böyle eski radyolarda kanal ararken düğmeyi çevirirsin, o arada geçtiğin kanallardan böyle kesik kesik, cazır cuzur ses gelir ya, öyle işte.
zombili filmlerde, ısırılan sevgilisini kafasından vurmak zorunda kalıp, tetiği çektikten sonra şok geçiren kızın, elinde silahla yere yatıp da gözlerini tavana kilitlediği sahnede, gözünün önünden belli belirsiz geçen o gürültülü görüntüler gibi, bir gelip bir gidiyor.
delirmişsem ben demek ki. yazık. ne kadar da güzel bir kızım.
gideyim de yatayım küpelerimi takıp.
yaz mevsimi gibi, güneşiniz hiç eksik olmasın arkadaşım.
görüşmek dileğiyle:
"onla olmaz bunla olmaz dersen evde kalırsın" diyen kızla olmaz.
bunu söylüyorum, çünkü "o kızla da olur" diyen adamla olmaz.
bazen şöyle şeyler oluyor:
içimden şarkı söylüyorum misal ya da bişey düşünüyorum; birden, kafamın içinde radyo gezme sesi gibi bir ses! hani böyle eski radyolarda kanal ararken düğmeyi çevirirsin, o arada geçtiğin kanallardan böyle kesik kesik, cazır cuzur ses gelir ya, öyle işte.
zombili filmlerde, ısırılan sevgilisini kafasından vurmak zorunda kalıp, tetiği çektikten sonra şok geçiren kızın, elinde silahla yere yatıp da gözlerini tavana kilitlediği sahnede, gözünün önünden belli belirsiz geçen o gürültülü görüntüler gibi, bir gelip bir gidiyor.
delirmişsem ben demek ki. yazık. ne kadar da güzel bir kızım.
gideyim de yatayım küpelerimi takıp.
yaz mevsimi gibi, güneşiniz hiç eksik olmasın arkadaşım.
görüşmek dileğiyle:
17 Şubat 2012
sinyorita'dan sevgilerle.
"eğer bir kural varsa istisnası da olabilir!" diyerek dekanlığa verdiğim dilekçenin reddedildiğini öğrendiğim an, öğrenci işleri civarında "dekanlık bitmiş arkadaş!!" gibilerinden söylemlerde bulunmuş olabilirim bugün. okulun yönetim kurulu adeta pembe bir mezarlık olduğundan, "gerekeni yaptım" diyebilirim çocuklar. sabah bu şekilde gelişen olaylardan sonra, öğleden sonraki adli tıp dersinde, susmayan bebeklerin bıngıldaklarına kalem batıran annelerden bahsederken bir de baktım günün yarısı bitmiş.
diyeceğim o ki; eğer içimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyorsa, okula pelerin giyip atla gitmem gerekiyor olabilir.
saygıyla, sevgiyle kalın pliz.
regina spektor-better
diyeceğim o ki; eğer içimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyorsa, okula pelerin giyip atla gitmem gerekiyor olabilir.
saygıyla, sevgiyle kalın pliz.
regina spektor-better
16 Şubat 2012
hey sailor!
duyduğuma göre, adem cennette havva'sızlıktan sıkılıyormuş havva yaratılmadan önce. cennetin ve adem'in var olduğunu kabul edecek olursak; havva'yı saymıyorum, çünkü adem olmasaydı havva da olmayacaktı muhtemelen. havva'yı sonradan yaratan allah, biz kadınları feminizme teşvik ediyor olabilir ama konumuz bu değil. cennetin-adem'in var olduğunu kabul edecek olursak, bu haliyle adem, en güzel insanlar listesine giriyor olabilir. bunu söylüyorum; çünkü ben havva olsam, -alışkanlıktan- adem yok diye sıkıntılara girmem muhtemelen. o yüzden birazdan gidip haydar dümen'e:
"bugün derste "vahşi hayvan demişsin bana sürtük!" diye bir mesaj aldım arkadaşımdan. arkadaşım böyle dediği için gerçekten sürtük olur muyum hocam? çok endişeleniyorum, yardımcı olursanız çok sevinirim.
teşekkürler."
diye mail göndereceğim.
HOŞÇAKALIN.
"bugün derste "vahşi hayvan demişsin bana sürtük!" diye bir mesaj aldım arkadaşımdan. arkadaşım böyle dediği için gerçekten sürtük olur muyum hocam? çok endişeleniyorum, yardımcı olursanız çok sevinirim.
teşekkürler."
diye mail göndereceğim.
HOŞÇAKALIN.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


