luna luna luna park

lunaparkta en can alıcı aletlere bindiğinde, sorumlu kişinin güzel müzikten keza b.k gibi şarkılar çalmasıdır beni benden alan. iner inmez suratına binyüzondört kere patlatasım geliyo.

ayrıca yeşil fasulye yapmayı öğrendim, fakat nedense kimse bana söylemedi yeşil fasulye zor pişer diye? niye hıı? neden yani? gecenin 10unda yemek yemek zorunda kaldım umarım mutlusundur. en azından birimiz bu durumdan mutlu olsun dimi. burdan henüz yeşil fasulye yapmayı öğrenmemiş kimselere sesleniyorum, anacım çok zor pişiyo o, ondokuzbinyüzyirmidokuz bardak su tüketti yine de iki saatte pişmedi. (bidaha da yaparsam...)

yazacak çok şeyim var ama üşeniyorum lan.
ayrıca az önce de başka bi blogda itiraf ettim, şimdi de tüm açıkyürekliliğimle burada söylüyorum:
bazen beni arıyosunuz ve telefona cevap veren olmuyoya hani,
bilerek açmıyorum ben. çünkü anlayın artık şunu: TELEFONLA KONUŞMAKTAN NEFRET E-Dİ-YO-RUM!!!!
geri aramıyorum bile sizi lan, insan hiç mi anlamaz? aramayın. istemiyorum.

2 yorum:

alice. dedi ki...

seni tanımıyorum.
ama gerçekten üzgün olduğum şu gün içinde en iyi hissettiğim an blogunu okuduğum andı.
kimse gözlerinde beyaz çikolatalar birikmesine neden olmaz umarım : )

kate orange dedi ki...

umarım kimsenin gözünde beyaz çikolata, tuzlu su, ne biliyim öyle tuhaf şeyler birikmez.
ben şimdi azcık duygulandım.
yok yok bayaa duygulandım ben.
öyle mutlu oldum ki.
şey yani, iyi hissetmene..